MEME KANSERİ VE TEDAVİSİ KONUSUNDA TEMEL BİLGİLER

 

Meme kanserine yakalanma riski hangi durumlarda artar?

 

Kadınlardaki en yaygın kanser türü meme kanseridir. Bu durumun erkeklerdeki karşılığı ise prostat kanseridir. Her iki kanser türünün ortak özelliği hormonal, daha doğrusu endokrin sistemle ilişkili kanser türü olmasıdır. Kabaca kadınlarda yoğun östrojen hormonuna maruz kalma, erkeklerde ise yoğun testosteron maruziyeti bu kanserlerin sıklığını artırmaktadır. Prostat kanseri konumuz dışında olduğundan burada yer almamaktadır (Burada birkaç kişisel görüşümü belirtmeliyim.  Hormonal sistemi tahrip eden etmenler (Endocrine disrupter) – ki kanserle uğraşan pek çok bilim adamı bu konuda yeterinde bilgi sahibi değildir- bu iki kanser türünün gelişiminde bir şekilde rol almaktadır. Özellikle plastik, lastik ve bazı petrol ürünleri endokrin sistemi tahrip ederek, meme kanser, gelişiminde etken olma ihtimali taşımaktadır. Daha detaylı bilgi için bana mesaj atabilirsiniz). 

Günümüze kadar bilinen risk etmeleri (ki bu durumlar da kanser riski 1,5-4 kat artmaktadır) şu şekildedir:

·         Birinci derecede akrabalarda (anne, kızkardeş) meme kanseri varlığı

·         Yoğun östrojene meruziyet (adetlerin başlama yaşının 12 den önce ve menapoz yaşının 55 sonrasında olması)

·         İlk gebe kalma yaşının geç olması (30-35 sonrası).  (ÖNEMLİ NOT: bir hanım 24 yaşından önce tam gebe kalır ve uygun sürede emzirirse meme kanserine yakalanma olasılığı azalır)

·         Şişmanlık (özellikle menapoz sonrası). Bu noktada batı tipi beslenmenin fast food  türü gıdalarında olasılıkla rolü vardır. Kanımca kız çocukları, ergenlik döneminden itibaren sebze ağırlıklı beslendiklerinde ve sağlıklı besin ürünleri aldığında ve yaşamlarında etkin spor yaparak, kilo almadıkları takdirde meme kanserine çok daha az yakalanırlar

 

Bazı genetik durumlarda meme kanserine yakalanma olasığı çok ciddi artar (örneğin % 40-70 gibi)

 

·         Aynı ailede 2 den fazla kişide meme kanserinin bulunması

·         Aynı ailede meme kanseri bulunan bir kişinin kansere genç yaşta yakalanmış olması ya da mevcut kanserin her iki memede de bulunması

·         Ashkenazi (Aşkenazi) aileleri

·         BRCA mutasyonuna sahip olmak

 

Yukarıdaki etmenlerin dışında herhangi bir nedenle memesine biyopsi yapılmış kişilerde bazı patolojik sonuçlar artmış kanser olasılığı taşırlar (Bu konu için ilgili hekime yani Genel Cerraha danışmalısınız)

 

 

Meme kanserinin bulguları nelerdir?

 

·         Banyo sırasında ya da giyinirken, meme dokusundan daha sert kıvamlı AĞRISIZ bir kütlenin ya da sertliğin hissedilmesi (bazen ağrı ile birliktedir)

·         Meme başından KENDİLİĞİNDEN ya da iç çamaşıra bulaşacak şekilde süte benzemeyen bir akıntı gelmesi

·         Hiçbir şikayet yokken çekilen meme filminde (mammagrafi ya da ultrasonografi) kanseri düşündüren bulgunun saptanması

·         Meme başında ve bu bölgede bir yara nın belirmesi

·         Tüm memede kızarma, şişme ya da kolda şişliğin belirmesi

 

 Meme kanserinden korunmak ve ya erken teşhis için basitçe neler yapılmalıdır?

 

·         En uygun yöntem adet dönemleri dışında, her banyo sırasında kendi memenizi muayene etmektir. Meme dokusu avuç içi ile göğüs duvarı arasında sıkıştırılarak dairesel hareketler yaptırılır (RESİM). Meme dokusunu parmaklar arasına sıkıştırarak muayene etmek yanılgıya yol açar.

 

 

 

 

·         40 yaşından sonra her yıl bir kez mamografi yaptırmak ve genel cerrahi hekimince muayeneye gitmek. Muayenesiz mamografi yeterli değildir.  Mamografi mümkünse kaliteli bir çihazla yapılmalı ve yine mümkünse her yıl aynı yerde devam ettirilmelidir (Önemli not: Daha önce yapılan mamografi, ultrasonografi ve MR a ilişkin raporları saklamalı hekime ziyaretlerde yanınızda bulundurmalısınız).

·         Mammografik incelemeler hemen daima ultrasonografi ile birlikte yapılmaktadır. Bu iki inceleme biribirini tamamlayan incelemelerdir. Şayet bu iki yöntem yetersiz kalırsa, meme yapısı aşırı yoğun olduğunda yada ailede meme kanseri varlığında meme MR ına başvurulur (Lütfen bu konuda hekiminize danışın)

·         Güncel mamografi raporlarında aşağıdaki BIRADS sistemi skorlaması yapılır.  Bu etapların anlamları şu şekildedir:

 

BIRADS O: Yapılan inceleme yetersiz, daha başka tetkik gerekir

BIRADS 1: Yıllık takip gerektiren tamamen normal meme yapısı

BIRADS 2: Kanser ihtimali olmayan iyi huylu bulgu (lezyon). Yıllık takibe  

                   devam..

BIRADS 3: Muhtemelen iyi huylu lezyon (3-6 aylık aralarla izlemek gerekir).

                   Kanser ihtimali % 1-2 civarında  

      BIRADS 4: Meme kanseri kuşkusu. Kesinlikle biyopsi gerekir. Kanser ihtimali

                        % 25-50 civarı

      BIRADS 5: Çok büyük olasılıkla kanser

      BIRADS6 : Artık biyopsi ile kanıtlanmış kanser

 

(Meme dokusunun yoğunluğu da  BIRADS sistemi ile skorlanmaktadır. Bu konu kanser anlamına gelmez)

 

Hangi durumlarda biyopsi gerekir?

 

·         BIRADS 4 ve BIRADS 5 kategorisindeki tüm kitlelerde yani habis olma ihtimali bulunan tüm kitlelerde KESİNLİKLE biyopsi gerekir.  Önemli bir nokta: Bu kitleler bazen hekim muayenesinde bile anlaşılamayabilir. Yani, hekim muayenesinde kitle bulgusu bulunmaz iken sadece mamografide ya da ultrasonografide görünen bir lezyon vardır. Bu durumda biyopsi yöntemi değişir (Biyopsi yöntemleri bölümüne bakınız). Burada biyopsiye Genel Cerrah ve Radyoloğun birlikte karar vermesi uygundur.

·         BIRADS 3 kategorisinde olup, GENEL CERRAHIN muayenesinde bulunan kitleler de biyopsi gerektirir.  Ancak, biyopsi yöntemi yine hekimden hekime değişir. Burada biyopsi kararı, kesinlikle GENEL CERRAHA aittir.

·         Meme başından akıntısı çok önemli bir bulgudur. Bazen kanser ve ya kanserleşebilme ihtimali olan bir patoloji bu şikayete yol açabilir. Genel Cerrah bu durumlarda özel birkaç biyopsi yöntemini uygular.

·         Memede ülserli bir lezyon (meme başını ya da meme derisini tutan yaranın varlığı).

 

Memeye ilişkin rahatsızlıklarda mevcut biyopsi yöntemleri nelerdir?

 

Burada bir konuyu belirtmeliyim.. Meme problemleri EN ÇOK BİYOPSİ ÇEŞİTLİLİĞİNE SAHİP durumlardır. Yani uygulanan biyopsi yöntemi çeşitlilik bakımından en çok meme rahatsızlıklarında uygulanır. Burada seçilecek yöntemin uygunluğu, hekimin tercihine, bilgisine, deneyimine ve de bulunduğu merkezin koşullarına göre değişiklik gösterir.

 

·         İnce iğne aspirasyon biyopsisi: Lokal anestezi gerektirmez, muayenehane koşullarında yapılabilir, ancak biyopsinin uygun yapılması ve deneyimli bir patolog tarafından değerlendirilmesi gerekir.

·         Kalın iğne biyopsisi (core biopsy, Tru-cut): Lokal anestezi ve küçük bir deri kesisi gerektirir. Sadece mamografi ve sonografide görünen bulgularda görüntüleme esnasında da uygulanabilir.

·         Yukarıdaki yöntemler sterotaktik, Vakumlu, ABBI gibi farklı görüntüleme şekilleri ile uygulanabilmektedir. Bu konuda hekime danışmalısınız

·         Meme başı akıntısının incelenmesi 

·         Duktoskopi: Meme başı akıntısı bulunan kişilerde, akıntının kaynağını belirlemek, bu kaynağın iğne biyopsisi ve çıkarılması için kullanılır.

·         Süt kanalı lavajı

·         İğne-tel yöntemiyle işaretli biyopsi: Muayenede anlaşılamayan, görüntülemede habis olma ihtimali taşıyan durumlarda yapılır. Radyolog ve Cerrahın bu konuda deneyimli olması gerekir.

·         Radyopartikül ile işaretleme

·         Mikronodektomi: meme başında akıntıya neden olan ve kuşkulu lezyon barındıran süt kanalının bulunup çıkarılması. Cerrahi bir uygulamadır.

·         Eksizyonel biyopsi: Memedeki kitlenin topyekün çıkarılması.

·         İnsizyonel biyopsi: Memedeki kitlenin küçük bir bölümünün çıkarılması

 

Meme kanserinin evreleri nelerdir ve kansere yakalanmış isem öncelikle neleri bilmeliyim?

 

·         Şayet meme kanseri tanısı almış iseniz, öncelikle bu hastalıktan uygun bir tedavi ile tamamen kurtulma şansınızın bulunduğunu lütfen unutmayın.

·         Meme kanseri tedavisi tek bir hekim tarafından yapılmaz. Birkaç farklı disiplinin çabasını gerektiren bir EKİP tarafından gerçekleştirilir. Ancak, başlangıç, Genel Cerrah tarafından planlanır ve takip aşamalarında Cerrah, her zaman etkin biçimde yer almalıdır. 

·         İn-situ kanser denilen evreyi bir kenara alırsak, kabaca 4 evre söz konusudur. İlk 2 evre “Erken Meme Kanseri” olarak nitelenir. Bu evrelerde tedavi, cerrahi ile başlar. Gerektiğinde kemoterapi ve radyoterapi ile devam eder. Evre 3 de meme dışındaki organlara sıçrama yoktur ancak, kanser bulunduğu bölgede bir parça ilerlemiş durumdadır. Bu durumun tedavisine önce kemoterapi ile başlayıp daha sonra cerrahi ile devam edilebilmektedir. Evre 4 ise uzak organ yayılımının olduğu aşmadır. HER AŞAMADA ETKİN TEDAVİ SEÇENEKLERİNİN BULUNDUĞUNU LÜTFEN UNUTMAYIN.

·         Erken evredeki meme kanserinin ve insitu kanserin cerrahi tedavisinde birçok seçenek uygulanmaktadır. Kansere yakalanmış olsanız bile adeta hiç ameliyat olmamış gibi memenizin korunması ya da kanserli meme dokusunun çıkarılmasından sonra size yeniden meme yapılması mümkündür. Bu durum her şeyin başlangıcında Genel Cerrah ile açık açık görüşülmelidir. Tedavi şekillerine ve tedavi alternatiflerine ayrıntılı olarak hekiminizle görüşerek karar vermek durumundasınız. MEME KANSERİNİN TEDAVİSİNDE SİZİN TERCİH ETMENİZ GEREKEN PEKÇOK DURUMUN BULUNDUĞUNU LÜTFEN UNUTMAYIN.

·         Meme kanserinde pek çok hastada hormon tedavisi uygulanmaktadır.  Bu durum hastalığın biyolojik özelliklerine, menapoz durumuna göre belirlenmektedir. Hormon tedavisi konusunda pek çok ilaç ve yöntem vardır. Lütfen bu konuyu da Genel Cerrah hekiminizle veya onun yer aldığı ekipteki hekimle değerlendirmelisiniz. Hormon tedavisi nispeten yan etkisi az ancak etkili bir tedavi yöntemidir.

·         Menapoz öncesi yaşta iseniz, daha sonra gebe kalma isteği, memenin şeklinin korunması, tekrar adet görme isteği gibi konuları, mutlaka sizin tedavinizi yönlendiren GENEL CERRAH  ile daha başlangıç aşamasında konuşmalı ve değerlendirmelisiniz?

 

Koltukaltı lenfatiklerinin boşaltılması (Aksilla diseksiyonu) ve Bekçi lenf düğümü biyopsisi (Sentinel lenf düğümü biyopsisi) nedir ve ne zaman gerekli olur?

 

·         Ameliyatla tedavi edilebilen meme kanserinde hemen daima koltuk altı diseksiyonu ya da bekçi lenf düğümü biyopsisi gerekli olmaktadır. Bu işin amacı hastalığı kontrol altına almak, hastalığın tekrar etmesi ihtimalini azaltmak, ilaç-hormon-ışın tedavisi gibi başkaca tedavilerin gerekli olup olmadığını belirlemek ve nihayet hastalığın nasıl bir seyir göstereceği konusunda fikir sahibi olmak için yapılmaktadır.

·         Meme tümörleri büyük çoğunlukla önce koltuk altı lenf düğümlerine yayılmaktadır. Bu yayılım söz konusu olduğunda koltuk alı diseksiyonu gerekli olur. Ancak bu işlem uygulandıktan sonra ve özellikle radyoterapi eklenmesinden sonra bazı kaçınılmaz yan etkiler ortaya çıkabilir. Örneğin kolda şişme ve koltuk altı bölgesindeki deride uyuşukluk, kolda güçkaybı meydana gelebilir.

·         Ameliyatı gerçekleştiren hekim doğabilecek sorunlar konusunda sizi aydınlatacaktır.

·         Bekçi lenf düğümü biyopsisi tümörün ulaştığı ilk düğümünü bulup çıkarmak anlamına gelmektedir. Şayet bu düğümde tümör yayılımı yok ise diğer lenf düğümlerinde de yayılımın olmadığı varsayılır. Bekçi lenf düğümünde yayılımın olmadığı patolojik inceleme ile anlaşıldıktan sonra, koltuk altı disksiyonunagerek kalmaz ve böylece Koltuk altı diseksiyonundan doğan sorunlar önlenmiş olur. Bir anlamda kişinin koltuk altı ve koluda korunmuş olur. Bu işlem mavi boya veya radyoizotop yöntemleriyle yapılabilmektedir. Genel cerrah deneyimi ve mevcut koşulları ölçüsünde seçilecek yönteme karar verir.